BABANIN GÖREVİ 9

BABANIN GÖREVİ 9
Kendimi kuruladım. Aynanın buğusundan zar zor seçebildiğim bedenime bakarak, derin bir iç geçirdim. Sadece bir ergendi. Diğer ergenler gibi, sadece istediği bir tek şey vardı. Geri kalan herşey ama herşey onun uydurmasıydı. Bir çözümü yoktu, benim durumuma kimsenin bir çözümü yoktu ve olamazdı da.
Beyaz bornozumu giyip, kuşağı belime geçirip dikkatlice bağladım. Bu gerçekten güzel ve sıcak hissettirmişti. Tüm vücudumun aslında çok rahatlamış olması gerekiyordu ama ciddi bir gerginlik vardı üzerimde. Saçlarımı tararken derin düşüncelere daldım tekrar. Bütün bu olanlar aklımı başımdan alıyordu. Hem de her anlamda. Soğuktum. Bütün bu sıcak duştan sonra bile soğuk hissediyordum. Saçlarım her zamankinden daha koyu görünüyordu, hala ıslaklardı. Aynaya, tam gözlerimin içine bakarak kendi kendime; “Barkın kudurmuş…” diye fısıldadım. “Bununla başa çıkmanın tek bir yolu var…”
Tarağı yerine koyarak, çaresizce planımı uygulamak için salona doğru inmeye başladım. Attığım her adımda gerginliğim artıyordu. Ne yaptığımın farkına varıyordum yavaş yavaş.
Barkın herhangi bir şekilde giyinme gereği bile duymamıştı. Hiç görmeyi ummadığım bir sahne ile karşı karşıya kalmıştım. Benim ergen oğlum koltuğun üzerine çıplak bir şekilde yayılmıştı.
Beni görünce ayağa kalktı ve bana dikkatlice baktı. Gözleri tüm bedenimi süzerken, üzerimde bornoz yokmuş gibi hissediyordum. Bakışlarında farklı bir şeyler vardı ve bu beni çok rahatsız ediyordu.
“Anne, bornozu çıkar.” ilk söylediği şey buydu. “Seni çıplak görmek istiyorum. Söz verdin.”
“Hiç bir şeye söz vermedim…” dedim kararlı bir sesle.
Bana doğru bir adım atarak aramızdaki mesafeyi yavaşça kapattı. Önce o davranmadan aklımdaki planı harekete geçirmek istiyordum. Kontrolü ele almadan önce onu kontrol etmenin bir yolunu bulmalıydım. Bu konuda iyiydi çünkü, tıpkı babası gibi.
“Anne.. Bornoz…” dedi tutkulu bir sesle.
“Barkın, farkındayım. Gerçekten. Genç olmanın ve bedenindeki hormonlarla başa çıkmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım. Biz de büyürken-”
“Offf Anne! Nasihat almak istemiyorum. Seni çıplak görmek istiyorum.” diye haykırdı.
“Sadece beni bir saniye dinle. Biz büyürken, kendimizi kontrol etme yollarını öğrenmiştik. Fakat önce en güçlü hislerimizle karşı karşıya kaldık. Seks gibi, hepimiz sadece bu hislerimizi beslemek istiyorduk, aklımızda başka bir şey yoktu. O an normal düşünme yetimizi bile kaybediyorduk. O hislerimizi doyurmadan da normal düşünmek mümkün değildi. Fakat pek çok zaman, o hislerimizi doyurmadan normal düşünmeyi de reddettik.” diye açıklamaya başladım sakince.
“Anne, tek reddetmek istediğim şey seni yarın hamile bırakmayacağım… Birbirimizi çıplak görmemizi istiyorum. Büyük bir kısmı tabi ki buna hazır olmanla ilgili. Yoksa benim için zaten herşey iyi durumda. Seni bu konuda rahatlatmak istiyorum. Rahat olursan olacaklar karşısında daha keyifli ve konforlu olursun.” dedi benimle aynı sakin ses tonunda. Inanılmaz derecede iyi bir manipülasyon yeteneği vardı.
Umutsuzca planım Barkın’ı mantıklı düşünmeye zorlamaktı. Bunu yapmanın tek yolu da onu boşaltmak ve rahatlatmaktı. Bunun beni hamile bıraktığı saçma planından önce olmasını ve mantıklı düşünmesini istiyordum.
İleri doğru geldi ve bornozuma doğru uzandı. Onun elini tutup “Hadi oturup bir saniye konuşalım, ne söyleyeceğimi bir dinle. En azından dinle…” diye fısıldadım.
“Hayır anne, bornoz…”
O sırada yapmam gerekeni yapmalıydım. Beni dinlemeyecekti. Ben de ne yapacağımı anlatmak yerine göstermek istedim. Uzandım ve erkekliğini sağ elimle kavradım.
“Tamam anne…” dedi ve yavaşça benim ona yönlendirmeme izin verdi.
Yavaşça koltuğa oturdu ve onu okşamama izin verdi. Aleti ellerimin içinde, parmaklarımda büyüyordu. O kadar güzeldi ki… Kalındığı, onu zar zor kavramama neden oluyordu. Körpe ellerim onu kavramakta yetersiz kalıyordu.
“Ah… Anne…”
İnlemesi hoşuma gitmişti. Bunu yaptıktan sonra ne olacağını bilmiyordum ama daha mantıklı düşünüp onun aklını başına gelmesini ümit etmekten başka bir çarem de yoktu.
Birden elleriyle, ellerimi tutup yukarı doğru ittirdi. Ellerimi kendinden uzaklaştırıyordu. İnanamıyordum. Neden bunu yapıyordu?
“Barkın?”
Gözlerinin içine baktım, bana doğrudan bakıyordu. Gözlerinde resmen bir ışıltı vardı. Bu halini sevmiştim.
Beni yavaşça koltuğun aşağısına doğru ittirdi. Bacaklarının arasında yerimi zorla aldığımda ise, ne istediğini anlamıştım. Oğlum sadece onu elimle tatmin etmemi istemiyordu. Daha fazlasını bekliyordu…
“Barkın… Bunu yapamam…”
O sırada başımın arkasında parmaklarını hissettim. Hafif, ama ısrarcı bir baskıyla başımı kendine doğru yaklaştırdı. Gözlerim, güzel aletine kilitlenmiş durumdaydı. Her yaklaştığımda, daha çok güzel görünüyordu. Sulanmıştı ve parıldırıyordu baş kısmı.
Her santimde, daha çok onun erkeksi kokusu burnuma geliyordu. Bu, beni istemeden de olsa tahrik etse de kendimi tutuyordum.
“Barkın… Lütfen… Anneciğinden bunu isteme…”
Bu pozisyonu ve onun ne anlama geldiğini biliyordum…
“Aç ağzını anne, yala.”
Dediğini yaptım ve ağzımı açar açmaz iyice kendine çekti beni. Başı dudaklarımın arasından geçerken boşalacağımı sandım. Yavaşça daha fazlasını ağzıma girerken, oğlumun tadına bakıyordum. İnanamıyordum kendime… Ne yapıyordum ben…
“Ohhh… Çok güzel…” dedi ve geriye yaslandı. Gözlerini kapatmıştı, bu anın tadını çıkarıyordu. Çok uzun sürmeyeceğini anlayarak başımı öne ve arkaya hareket ettirmeye başladım. Ritmik bir şekilde, onun bir an önce gelmesi için elimden gelen herşeyi yapıyordum.
Bir anda hiç tahmin etmediğim bir şey oldu…
Barkın, başımı kavrayıp beni geri itti ve bir “pop” sesi ile birlikte aleti ağzımdan çıkıverdi.
“Barkın? Seni bitireyim bebeğim…”
Derken bir anda lafımı kesti ve koltuk altlarımdan tutup beni ayağa kaldırdı.
“Soyun. Şimdi.”
Gözleri buz gibi bakıyordu.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir