Türbanlı anne

Türbanlı anne
Hikayemin biraz karışık ve uzun olacağını baştan belirterek giriş yapmak istedim. bir iki ufak ön bilgi vereyim buradaki ana karakter olan anne, kendi annem değil. Ayrıca kadını henüz tarif etmeyeceğim, hikayenin ilerleyen kısımlarında görmüş olacaksınız. Kronolojik şekilde nasıl ne yaşadıysam yazmak istiyorum. Biraz uzun olabilir. umarım doğru bir çizgide gider ve bitirebilirim çünkü şuanda bile hatırladıkça heyecan basıyor acaba bi gün yine olur mu diye 🙂

Denizli’de yaşıyordum o zamanlar..2 yıl yaşadım. Sezonluk çalıştığım için de 6-7 ay çalışıp geri kalan tarihlerde evde yatıyordum yada başka işlerle uğraşıyordum.kazandığım para kışın ev kirama ve diger giderlerime yetiyordu. Bu hikayedeki adım Hakan olsun :)28 yaşında 1.80 boyunda 70 kilo kısa saç kirli sakal pekte atletik sayılmayacak bir vücut. standart bir erkeğim. 3 daireden oluşan apartmanımın karşısındaki binada ayfer teyze ve mehmet amca ile birlikte 2 yaşında çocuğu olan dul kızları zarife kalıyordu. (tabiki bu isimler de uydurma 🙂 ) yaşadığım yerin küçük olması ve mahallemizde fazla insan olmamasından dolayı sürekli birbirimizi görüyorduk selamlaşıyorduk diyebilirim. bir gün bahçede odun kırarken mehmet amcaların evde yine bi gürültü bağrışma koptu. (zaten sürekli kavga ederlerdi dul kızları ile annesi babası sürekli bir kavga vardı evde. ) mehmet amca da sinirini yatıştırmak için çıkmış evden kahveye gidiyordum. bu sefer sessiz kalmadım.

– Hayırdır abi bi sıkıntı mı var. gürültüler geliyordu evden ama… ?
– bizim kız yine dellendi, hanım da alttan alsa da o da artık karşılık veriyor kadın kaldıramıyor artık. tepem attı kahveye gidiyom ben olum.
– tamam abi hadı görüşürüz, dert etme geçer gider bunlar da…

gibisinden bi konuşma yaşadık. sonrasında ayfer abla da çıktı dışarı bi bahçede sağa gitti bi sola kendine iş arıyor o da evden dışarı atmak için. Baktım o da odun kırmak için almış eline baltayı odunlara girişmiş. ben odunları bitirince bu sefer bide onun yanına gideyim dedim. ki aslında bu tarz kavgalar hep duyduğum için ama oğlum hakan bırak karışma herkesin hayatı başka der, kafamı başka yere çevirirdim ama bu sefer öyle demedim. gittim ayfer ablanın yanına.

– abla kolay gelsin. geç otur sen ben kırarım neden bana söylemedin hallederdim ben.
– çocuğum meşgale arıyorum kendime bişey olmaz bende kırarım
– olsun abla ben hızlı hızlı bitireyim hem sende kendi işlerine bak.
– iyi tamam geç bakalım…
– Ya abla kavga gürültü birsürü ses sorcam soramadım kaç zamandır. bir derdiniz mi var. çocuğun babası mı sorun çıkarıyor nedir ?
– yok oğlum zarife işte. bizim kız böyle. kafa gidik biraz. herif de boşadıktan sonra biz idare etmeye çalışıyoz. evlat sonuçta..

Diyerek üstü kapalı biraz konuştuk. Anladığım kadarıyla zarifenin akli dengesi pek yerinde olmadığından evde ailesine sarıyormuş.. biz o gün bi 45 dk kadar hoş sohbet muhabbet ettik. tabi evden sesler gelmeye başlayınca ayfer abla çıkıp baktı yine. sonrasında zarife ile birlikte aşağıya indiler. Zarife 30 lu yaşlarında 1.60 boylarında hafif tombul yüzlü başında eşarbı kahverengi gözlü açık tenli bir kadın. hafif tombul sanırım 70 kilo falan vardır..
düşündüğümün tersine öyle manyak bi tip değildi, bana karşı gayet normal konuşuyordu, aynı şekilde o an annesiyle de, zaman zaman olan birşey dedim heralde.
Bu arada hikayemizin türbanlı annesi Zarife sandınız değil mi 🙂
Hayır Ayfer abla. kızına göre biraz daha çökmüş bir beden fakat yüz hatları tıpatıp aynı, Annesi 60 yaşında, az daha kısa kızından ama daha da balık etli. ve ilgimi çeken en önemli ayrıntısı ise göğüsleri fazla büyük değil ve kalçası çok diri. yani az buçuk tanımasam spor salonunda yıllarca squad çalışmış bir kadın diyebilirim 😀 cidden öyle bi göt var 😀

sonrasında bi 3-5 dk muhabbetten sonra mehmet amca kapıda belirdi. bende odunları halletmiştim çoktan. içeri buyur ettiler gel yemek yiyelim diye. teşekkür edip müsade istedim. tüm çabalarına rağmen yine de kendi evime gidebildim.
Bugünkü o kısa muhabbetten sonra Ayfer abla gözüme daha da bir farklı görünmeye başladı, daha çok yakınlaşmak daha çok tanımak istedim. köylü tipli bi insan olsa da içinde sanki seksi bir porno yıldızı yatıyormuş da onunla tanışmak istiyormuşum gibi hissettim. Düşündüm dedim olur mu. gittim ayfer teyzeyi düşünerek bi 31 çekip boşaldım. Baktım oluyormuş 🙂
hem teyze hem abla diyorum yazarken. ama genelde abla abi diye hitap ederdim onlara. hikayenin akışından dolayı elime ne kolay gelirse burada onu yazıyorum 😀

birkaç gün sonrası. evde boş boş oturan birisi ne yapar ? spora gider, bahçeyle ilgilenir, evi temizler, kendini mutfağa verir… yok ben sanılanın aksine ev erkeğiyim arkadaşlar öyle pek sağda solda sürtmem. bunları yaparım 😀 bol bol içkim var evde. kokteyller hazırlarım kendime takılırım öyle kendi halimde.. internetten karı kız ayartmaya çalışırım falan. böyle bu tarz şeyler..

pohaça ile sigara boğreği yapmıştım. bi tabak da ayfer ablalara götürdüm. kapıyı zarife açtı. tabağı verip geri geldim.
ertesi gün ayfer abla elinde tabakla kapıda belirdi.
iltifatlar yağdırıyor 🙂 oğlum sen mi yaptın onları, ben bilmez etmez diye düşünürdüm ama eline sağlık güzel olmuş diyip tabağı dolu olarak geri verdi bana. dedim geç içeri çayım var taze içeriz. mehmet abin yeni geldi sofrayı hazırlamam lazım başka zamana sözüm olsun gelirim dedi ve gitti.
aha dedim yavaş yavaş yakınlaşıyorum kadınla 😀

Böyle çok uzatıyor gibi olacak sanırım. sonrasındaki kısımı hizlı hızlı geçeyim (ne kadar hızlı olacaksa artık )

Artık iyice alışmıştık birbirimize. ara sıra mehmet amcayla dağa bayıra ot toplamaya gidiyorduk, ara sıra da ayfer ablayla çay kahve ve bildiğim biraz dünya mutfağından evde kolay bulunabilecek malzemelerden yemek tarifleri ile aramızı yakın tutuyordum. ama zarife yine aynıydı tabi. ara sıra çocuğa sinirlenir aman yapma etme daha ufacık çocuk deriz sakinleştiririz. göz önünden ayırmıyorlardı kızlarını..
benim de birkaç ayım kalmıştı artık işe tekrar başlamama. bende alkol tüketim miktarımı arttırmıştım. artık onlara yemeğe giderken bi şişe rakıyı evden alıp götürüyordum. yada ayfer ablayla zarife bana geldiğinde evde bira içiyor oluyordum vs. tabi bu bahsettiklerim yaklaşık 4-5 ay süresinde yavaş yavaş artık bir aile olmuş gibiydik. zaten arkadaş çevrem de yoktu. hee bu arada unuttuğum ve önemli olan bir kısım ise şu. ben ayfer ablaya sürekli iltifatlar ettim, gerek yaptığı yemeklere, gerekse evde tartıştıkları zamanlarda destek olmak açısından gerekse giyimine her ne kadar dikkat etmese de şık olduğu konusunda… bunların bir çoğunu mehmet abinin yanındayken de yapıyordum, ne de olsa arada yaş vardı ve o adam da gayet normal karşılıyordu. banaz, cahil insanlar değillerdi. ayfer ablanın giyimiyse, sonbahar aylarında altına kot şort giydiğini de görmüştüm. üstünde genelde hırka içine tişört gibi kıyafetler. altında da genelde şalvar yada nadiren tayt olurdu. aslında benim gözümden bakıldığında altına tayt giydiği zamanlar götü taş gibi oluyordu.

bi gün kapım çaldı, ayfer abla yalnız gelmiş. bende evde oturmuş bira içiyordum. saat 14.30 civarı. Mehmet abile ile kızı merkeze inmişler. evrak işleri falan. o da fırsat bilip gelmiş yanıma sohbet edelim diye. üzerinde çiçek basmalı bi uzun etek, üstünde kalın kazak ve hırkası, başında da yazma eşarp türbanı.. buyur ettim içeriye. 3-5 biraz sohbet ettik. yüzü gülüyor keyfi yerindeydi. dedi oğlum sende hep içiyon.

-biliyosun abla çok içmiyorum yani
– var mı başka bakalım bi tane de bana ver.

Şaşırmıştım aslında.. kekeleyerek var abla dur getireyim diyerek kalktım mutfağa doğru. birayı açıp ikram ettim.

– Abla sen içermiydin ya ben hiç görmedim. o kadar geldim rakı içtik evde…
-ara sıra mehmet abine eşlik ederim ben de ama öyle çok değil.
-çarpmasın şimdi emin misin içmek istediğine. ( sonuçta 60 lı yaşlarına yakın bir kadın )
-birşey olmaz vs. gibi geçiştirdi.

türbanlı dini bütün bir kadına benziyordu aslında.. namaz kılarken görmemiştim hiç ama şimdi içki içiyordu yanımda. şaşırmıştım ama fazla aldırış etmek de istemedim. sonuçta istediğim ortam ilginç bir şekilde ayağıma gelmişti. çok şanslı olmalıydım…

“Eee sen evlenmeyi düşünmüyor musun” diye girdi konuya. haydee dedim yine başlıyoruz. nasihat derecesinde söyleniyordu bi yandan. sanırım içtiği yarım biranın etkisiydi bu. “bak yaşın da geldi geçiyor artık bi yuva kur duzenli işe başla yerin yurdun belli olsun” vs. ama ben bu konuşmayı onunla bir iki kez daha yapmıştım ama bu sefer farklı ve konuşmadığım yönlerini de anlatacaktım.

– yok henüz düşünmüyorum
– nedenmiş o
– şimdi karışan yok eden yok. kimseye hesap verdiğim de yok. kafama göre canım ne isterse…
– ee şimdi böyle rahat ilerde ne olacak.
– sonrasına sonra bakarız.
– neyse sen yine bildiğini konuşuyon da ben diyeyim yalnızlık zor bu hayatta.
– evet doğru diyorsun da yalnız kaldığım pek yok ben hep kendime bir yol yaratıyorum.
– tamam iyi hoş çocuksun da bu yalnızlığın bide diğer kısmı var ben onu da diyorum.
Dedi.. anlamıştım ne demek istediğinin. bunu söylerken gözleriyle mimikleriyle anlatmıştı demek istediğini.
– heee. o kısmı en kolay olan kısım zaten.
– Ne demek en kolay kısmı. valla ben bi kere bile olsun bi eve bi kız girdiğini görmedim.
(muhabbet giderek bel altına inmeye başlamıştı ve ben bu konuları bu kadınla konuşabileceğim aklımın ucundan geçmiyordu. imkansız diyordum kendi kendime hayal kuruyordum. )
– Eve getirmiyorum diye başka yere de mi götürmüyorum. 🙂 dedim ve güldüm. o da hafif tebessüm etti.
– Nasıl yani ? o karılara falan mı gidiyorsun.
– hem onlara gidiyorum. hem de bazen internetten falan tanıştığım kişiler oluyor nadiren de olsa onlarla buluşuyorum. ayrıca onlarla eve geldiğimde genelde geç saatler oluyor görmemen normal. sabaha karşı da çıkıp gidiyorlar..
– bak sen şuna neler de yaparmış. ama dikkat et öyle herkesle her zaman olmaz.
– gencim ben daha birşey olmaz. hem bazen de çok canım çekerse Nesrin’e gidiyorum.
( Nesrin köyün orospusu olarak tanınmış. birçok kadının da tanıdığı ama kötü arkadaş modeli olarak uzak durdukları bi insan. biraz çirkin 50 li yaşlarında bi kadın. )

– Neee. ne işin var senin o karıyla. kaç yaşına gelmiş hala…. neyse….
– valla işini iyi yapıyor ki bende iyi yapıyorum. herkesten aldığının yarısını alıyor benden. 50 liraya am mı var bu devirde.. (diye ağzımdan kaçırdım. )
– Ne biçim konuşuyorsun sen benimle öyle. (diye biraz tersleyerek cevap verdi ama bağırmadı ki bende utanmıştım. )
– abla kusura bakma ağzımdan kaçtı bi an ( istemeyerek söylemiştim aslında ama benim de 3. biramı içiyordum sanıırm. ayfer abla da 1. şişeyi bitirmişti. )

bir şişe daha içermisin diye sordum yok içmeyeyim yeter bu kadar dedi.
ben bi şişe daha açtım kendime. odada bi sessizlik olmuştu.

– Ben kalkayım artık birazdan gelirler daha yemek yapıcam (diyerek ayaklandı. tuvalete gitti, )
– Tamam abla nasıl istersen.

o arada üstüne çıkarmış olduğu hırkasını giyerken “Nesrin’e de mi abla diyon” dedi.
-Ya yapma abla böyle söyleme bak.
-Tamam tamam iyi hadi iyi görüşürüz.
kapıdan geçirdim.

o çıktıktan sonra içimden heh dedim hakan iyi bok yedin konuşulacak konularmıydı bunlar.. kadın sinirlendi de.. diye söylendim kendime.

işe başlamama 1 ay kadar kalmış yapmam gereken hazırlıklara ufaktan başlamıştım.
Ayfer ablayla mehmet abi de biliyordu az bir süre sonra gideceğimi.
yaklaşık bir bucuk hafta kadar ayfer abla bana gelmedi. ben de onlara gitmedim. ben suçu o gün yaşadığımız muhabette buluyordum. ama bir yandan da Zariferin eski kocası ile cocuğun görüşmesi arasında ufak tefek tartışmalar oluyordu. zarife evde iyice deliriyor ailesi ona engel olmaya çalışıyordu. akıl hastanesine yatması gibi bir durum söz konusu değildi zaten. Bu tarz durumlardan dolayı da görüşemiyorduk aslında. sorun sadece o günkü muhabbette de değil. onlar sürekli merkeze doktora yada evrak işleri diye dedikleri (mahkeme ile alakalı ) işlere koşturuyorlardı. ayfer abla da genelde toruna göz kulak olmak için onlarla gidiyordu.

ki sonradan farkettim ki o gün muhabbeti açan da ayfer ablaydı. ben sadece açık açık konuştum.

sabah erken kalktım 8 gibi kahvaltımı yapıp dışarı çıkıp bi yarım saat turladım. ayfer ablaların evde herhangi bir hareket yoktu. eve dönüp sobayı yaktım. kitap mı okusam yada discovery channel de güzel birşeyler varmıdır diye düşünürken kapı çaldı.
kalkıp açtım. ayfer abla gelmiş. “Ayfer abla” diye şaşırır gibi söyledim. ” Ne o ? başkasını mı bekliyordun ?” dedi.

– yok yok geç içeri bende öyle oturuyordum canım sıkıldı. hoşgeldin iyiki geldin vs. geçti içeriye o da oturdu.
-kaç gündür evden çıktığın yok merak ettim gelip bakayım dedim.
– sabah çıktım dolandım bi öyle ama sizin evde bi hareket yoktu yine merkeze gittiniz sandım bende.
– hee mehmet abinler gitti yine bu sefer ben dünden az yorgundum uyuyakalmışım onlar da uyandırmamış. yaşlılık işte..
– hee olsun ya dinlenmiş olursun hem yorgunluktandır o yaşlılıkla alakası yok. daha gencecik kadınsın ( dedim hafif gülerek )

bu sefer geçen güne göre bu tarz muhabbetler daha rahat geçecek gibi duruyordu.

-abla sabah çay demlemedim ben meyve suyu sıktıydım da içeriz dersen demleyeyim.
– dur sen otur ben demlerim.
– peki madem. dedim ve o mutfağa geçti. bir dakika kadar sonra mutfaktan seslendi. hakaaaaaaan diye..

– efendim abla..
-bunlar ney böyle ne çeşit içki bunlarr böyle.

tezgahın üzerinde bırakmıştım dünden kalan kokteyl malzemeleri bir şuruplar votka cin tekila vs.. birçok şişe. izah ettim bunlarla kokteyl yapılıyor şöyle böyle. vs. anlatıyorum da miktar olarak. çayı demlemeyi bıraktı beni dinliyor. dedim istersen yapayım sana ilginç birşey..
“ne yapıcan bakalım ona göre” dedi. ne yapacağımı bilmiyordum aslında heyecanlanmıştım o an. dedim doğaçlama yapalım.

-bana bak o kızlara içirdiğin içkiler gibi yapma hee
-yok abla bakalım şimdi farklı birşey deniycem belki güzel birşey çıkar.

votka, cin, tekila, portakal likörü, nane, limon, buz, şeker ve nar liköründen oluşan birşey hazırladım ( miktar vermeyeyim de bana hatıra kalsın 😀 )

bu ne böyle herşey girdi içine nasıl içilecek bu. diye söyleniyordu. dedimki bak bi tadına beğenmezsen içme
hafif ekşi ama acı olmayan yumuşak içimli bi kokteyl hazırlamıştım. hoşuna gitti. çayı falan bıraktık. aynısından bitane de kendime yapıp geçti salona sobanın başına.

-eee evden çıkmıyorsun da eve gelen giden de olmuyor.
– sen benim evi mi izliyorsun
– bizim torun uyutmuyor son bir iki gündür. onunla uğraşıyorum sabaha kadar. pencereden de bakıyorum ara sıra ondan dedim.

hafif bıyık altından güldüm. o da gülümsedi. anladım ki artık o kadar da resmi değil..
üç beş muhabbet derken bizim kokteyller bitince “bu güzelmiş de hazırlaması zahmetli ” dedi. dur sen başka birşey vereyim dedim. bir yandan da korkuyorum aslında normalde içki içmeyen bi kadın evli yaşı da var biraz. çarpar mı falan diye.
cin tonik yaptım hemen verdim.

bi ara durduk yere

-Gitmiyon mu Nesrin karısına artık ?
– o nerden çıktı ki.
– sordum öyle aklıma geldi geçen demiştin ya
– yok gitmedim
– Ne zaman gittin ki en son
– Abla niye soruyorsun sen bunları bana
– soruyorum işte benden mi utanacan oğlum yaşındasın.
– yok utanmasından değil de… diye devamını getiremedim.
– gerçi sen anan yaşındaki karıyı sikiyon ne utanacan..

Anan yaşındaki karıyı sikiyorsun…. böyle söyledi direkt. şok oldum zaten bi anlığına. bu kadının ağzından böyle küfürlü söz ilk defa duyuyordum. birkaç kez mehmet abiye bağırdığı da olmuştu ama yakından ilk kez.

-Abla o nasıl laf öyle ya.
– Ben sana kızmıyorum aslında oğlum Nesrin’e kızıyorum.
-Nasıl yani ?

Başladı anlatmaya. zamanında mehmet abiyle tanıştıkları zaman Nesrinle cocukluktan arkadaşmış. ama Nesrinin gözü hep erkeklerde olduğundan. mehmet abiye iş atıyormuş.o zamanlar abin de çakı gibiydi. köyün en yakışıklılarındandı diyor. Evlendikten sonra bile bu böyle devam etmiş. ayfer abla artık muhabbetini kesmiş nesrin’le. ki köydeki birçok kadın evlendikten sonra konuşmamaya başlamışlar onunla. bizim erkekleri de yoldan çıkaracak nerdeyse diyerek… uyarmışlar bak uzak dur yapma etme diye. kadının adı orada orospuya çıkmış zaten. bi gün eve geldiğinde eski evlerinde bahçede dam varmış orada yakalamış bu nesrin ile mehmet abiyi. bir kavga gürültü ama orada kalmış olay. ileriye taşımamış. buna rağmen mehmet abi yine de gitmiş nesrine. sözde ayfer ablanın haberi yokmuş bu olanlardan. kanıtı da yok elinde ama bir iki kere daha buluştular diyor.. Nesrin de daha sonraları kötü yola düştü iyice çıkamadı oradan.. tam orospu oldu. benim gençliğimi yaktı. dedi..

Bunları bana anlatırken dilinin hafif sürtmesinden ve hareketlerinden sarhoş olmaya başladığını anladım.
acıklı bir hikayeydi aslında ama ayfer abla bunu anlatırken konulu porno izliyormuşum gibi hissettim.
çok açık seçik konuşuyordu çünkü.

-Gençliğimi verdim ben mehmet’e, benden başkasına bakmasın diye bir dediğini iki etmedim. günde iki kere üç kere yapardık. iki güne bir üstümden geçerdi benim. yorulurdum ederdim ama sesim çıkmazdı. aybaşım geldi dediğim zaman ilk kez. “o zaman diğer delikten ver” dedi. acım var ağrım var dinlemedi girdi arkama. şimdi o adam gitti yerine başka birisi geldi. kaç yıl oldu elini elime sürmüyor. bende kaç yaşıma geldim ama içim halen bıraktığım yerde..

bunları ağlamaklı anlatıyordu bana. emin olun ateşli bir şekilde anlatsa o an ellemeden boşalacaktım donuma..

-ne buldu şu Nesrin orospusunda
– Abla işte geçmiş gitmiş zaman boşver.. (diye teselli etmeye çalışıyorum )
-Sen ne buluyorsun ona sen de gidiyon
– Benim birşey bulduğum yok ben onu ihtiyaç gibi görüyorum ondan gidiyorum.
– Bırak yalan konuşmayı güzel mi geliyor sana ?

bu noktadan sonra teselli etmeyi bırakacaktım çünkü iyice sarhoş olduğuna emindim. yoksa böyle bir muhabbet dönemezdi bile. ama ben sarhoş değildim. gidebileceği kadar ileriye götür bakalım ne olacak gibi düşünüyordum. yani sevgili okurlar. ben böyleyim açık konuşmak gerekirse. biraz utangaç biraz çekingen. böyle bir noktada bile…. siz düşünün. (ulan amk kısa tutacam dedim iyice uzadı )

-yok ya güzel değil de işte biraz çekici
– nasıl yani çekici ?
-ya işte halen daha bi azgınlık var doymak bilmiyor kadın.
-nesi doymak bilmiyormuş o sümsüğün. yemediği yarak kalmadı daha nesine doyacakmış.

Bu noktadan sonra abartarak ve biraz yalan konuşarak devam ettim.

– valla ben sikerken hep daha hızlı daha hızlı diye bağırıyor. tahrik ediyor beni. bi amına gidiyorum bi götüne her yola geliyor orospu
– bak sen şunaaa
-yani yaşına başına yüzüne bakma onun içinde bi hazine yatıyor alev alev dedim ve beklemediğim bi tepki verdi. iyice kızmış sinir olmuştu.

-benimde içimde bi hazine yatıyor. zamanında o yangını öyle yakık bırakıp çekti kocam. (derken bi eliyle amına vuruyordu üstten)
-valla abla onu artık kendin halledicen o zaman dedim başımı hafif öne eğerek.

birden bire ayağa kalkıp odadan çıkınca korktum aslında. meğersem tuvalete diye kalktığını birkaç saniye sonra anladım.
geri geldiğinde ise olanlar oldu…

içeri girdiğinde suratında farklı bir ifade vardı.

-madem kendim halledicem. o zaman beni de sik. madem anan yaşındaki karıya gidiyon. bende burda oğlum yaşındakine veririm.
-nasıl yani ayfer abla. ne diyorsun.
-bırak ablayı şimdi. hep gözün götümde. başka yere baktığın mı var.

karşımda soyunmaya başladı. üstündeki gömleğini çıkardı. sonra altıdaki atletini. dantelli bi sütyen kaldı üstünde. ben düz beyaz bi sütyen bekliyordum halbuki. şaşırtıyordu beni.
altındaki taytı da çıkarınca o muhteşem manzara önümde bekledi birkaç saniye..

hafif tangaya benzer ince bir külot. götünün yarısını kapatıyor. yanları ince ipli ön tarafı sadece amını kapatacak kadar bir dantelli.

“madem bukadar ateşlisin o zaman Nesrin”i unuttur bana da görelim” diye iyice hırslandırdım.

elimden tutup ayağa kaldırdı. bende üstümü çıkarırken yardım etmeye çalışıyordu ama kendim hallettim.
en son donumu eliyle tutup çekti aşağıya doğru. sikim direk gibi olmuş bir şekilde fırladı yerinden.
hafif sırıtarak ve gözlerimin içine bakarak yere diz çöküp hemen ağzına aldı. iyice ıslandıktan sonra gırtlağına kadar sokuyordu ağzına. aldığım zevkli size anlatamam. sadece şunu söyleyebilirim. 1 buçuk dakika kadar sonra geliyorum dedim ve ağzından çıkarmadan içine boşaldım. yuttu hepsini. bu kadar erken boşalacağım aklıma bile gelmezdi.
o ayağa kalktığında kalçalarından avuçlayıp kendime doğru çektim. taş gibi götü vardı. külotunu arka kısmından yakalayıp aşağıya doğru indirdim. sonra ayakta sarılıp götünü avuçlarken dudaklarına yapıştım. birbirimizi fazla emmiyorduk ama deli gibi ateşliydik. götünü sert bir biçimde sıkıp avuçluyordum. aahh diye inliyordu ara sıra.
sonra bi elimi götünün yarığından indirerek işaret parmağımı götüne soktum. o sırada da o sikimi kavradı ve bana 31 çekmeye başladı. ben 2 parmak sokmaya başladığımda sikim kalkmıştı. onu geriye kanepeye doğru ittirip kendim de diz çöktüm. bacaklarını ayırıp amına doğru yöneldi. geçen hafta kılları kesilmiş gibiydi amcığı ama oldukça büyük dudakları, içi ise daracık görünüyordu. dillemeye başlayınca ohhh evet devam et gibi sözler söylemeye başladı. uzun bir süre hiç bırakmadan yaladım klitorisini. yaklaşık bi 10 dk kadar sonra boşalmaya başladığını hissettiğimde yalamayı bırakmayıp elimle iki parmağımı amına sokmaya başladım. deliyordu kadın altımda.

dur dur demeye başlayınca durdum. ikimiz de kendimize geldiğimizde amına sikimi hizalayıp girmeye başladım. altımda 18 lik l****a gibi davranıyordum ona.

artık emrediyordum ona resmen

– yarın bu amcığı traş et öyle de sikicem
– yarın da mı yapıcan
– yapmayayım mı
– yap tabi az kaldı zaten gitmene her bulduğun yerde sokmaya çalışırsın sen. zarife yanımda olmadığında gelirim hemen. sen peşimde koşma gören olmasın.
– zarife varken de yaparım hem belki onun da canı yarak istiyor
– ondan mı böyle delleniyor diyon sen
– hee sikeyim mi kızının da amcığını, anasının yanına suraya uzansa ikinizi bir siksem olmaz mı.
– bırak şimdi kızı da sen bi içimi doldur benim artık.
– amına mı boşalayım
– evet
– sen daha da orospuymuşsun
– o orospuysa ben daha iyi olurum
– böyle konuş benimle
– konuşayım erkeğim, konuşayım oğlum sen nasıl istersen.
-ohh evett
– ohhh erkeğim. döllerini akıt amıma ahh evet devam et.
– ohh çok güzelsin. daha boşalmama var ama
-o zaman dur.

eliyle durdurdu beni ve sikimi tutup amından çıkardı. götüne doğru getirip başını dayadı. bende üstten biraz tükürükledim.

– o zaman sok götüme de sok götümü de sik
– sokayım yavrum ohh annen yaşındayım diyorsun ama onlarca gence taş çıkarırsın.
– oooohhh sik oğlum bu beden senin artık.

boşalacağım sıra götünden çıkıp amına girip boşaldım.

öylece üstüne yığıldım resmen. kendime gelmeye başladığımda ayfer ablanın kendini toplayacak gücü yoktu. yattığı yerden sütyeninin içinden memelerini dışarıya çıkardım.
büyük koyu kahverengi yuvarlak halkalı. meme uçları ise neredeyse içe dönük şekilde hiç yok denilecek kadardı. biraz onlarla oynayıp yaladıktan sonra geri sütyenin içine soktum.
yaklaşık 3 saat vakit geçirmiştik. tuvalete kalkıp geri geldiğimde bıraktığım yerde uyuyakalmış şekilde buldum. üstünü giydirmeden kalın bir battaniye ile yatırdım koltuğa. kadın orada uyudu. saat 5 e geliyordu ki kapı çaldı. salona baktım ayfer abla uyuyor. sağını solunu battaniyeyi iyice düzelttim. kenarlarını içine doğru ittirdim açılmasın diye. bardakları kaldırdım. etrafı biraz toparlar gibi yaptım.mutfağı düzelttim. salonun kapısını çekerek çıktım. kapı ikinci kez çaldığında gidip açtım. mehmet abi karşımdaydı.

-heh yav delikanlı evde yoksun sandım bi an da. nasılsın
-sağol mehmet abi iyiyim mutfakta müzik dinliyordum kulaklık vardı kulağımda.
-bizim hanım geldimi hiç bugün diye soracaktım evde yok biz geleli de 1 saat oluyor neredeyse…
-geldi geldi abi hatta içerde salonda uyuyor ablam.
-uyuyor mu.
-evet evet. ağırlık çöktü üstüne. çay pohaça derken kalkayım biraz kestireyim dedi bende yollamadım dedim abla yabancı evi mi uzan burada bende işlerim var zaten bak sen keyfine dedim. içerde salonda yatıyor. bende mutfakta müzik dinliyordum. ( tek ayak üstünde kırk yalan söylüyordum ve hepsi anlık gelişen ve tahmin etmeme bağlı olan şeylerdi. çünkü korktuğun başına gelir ya hani o hesap. )

– Yapma yav. uyandıralım artık o zaman geç oluyor saat.
içeriye girer gibi hamle yapınca abi buyur geç ayakta kaldın diye içeri buyur ettim. salonun kapısına doğru iki adım atınca kapıyı tıklatıp ayfer diye seslendi
sonra tekrar seslenince ayfer abla uyanıp cevap verdi. o sıra içeriye girdiğinde ayfer abla iyice battanıyeye sarılıp altına girmiş. kendine gelmişti. uyumuş kalmışım. az da başım ağrıyordu falan o da birkaç yalan salladı. “çık sen dışarı geliyorum ben” diyince ilişkillenmesin diye “abi buyur gel bende tam çay demliyordum diyip ocağın altını yaktım. mehmet abiyi mutfağa çektim. ağzım boş durmuyor sürekli birşeyler anlatıyor konuşuyordum. çay demlenmeye kalmadan ayfer abla odadan çıktı lavaboya bile gitmeden hadi gidelim diyince. oturun bi çay için dedim. ” mehmet abi de aslında içesi vardı ama hanımı kırmamak için başka zamana diyerek evden ayrıldılar.

ertesi gün ayfer ablayı sikemedim. ama bi üç gün sonra siktim. nasıl mı ? belki onu da sonra anlatırım 🙂

Kusura bakmayın oldukça uzun ve karmaşık. tüm detayları vermeye çalıştım. bazı yerlerde mübala yapıp bazı yerleri kısa tutmaya çalıştım. üstünden neredeyse 5 yıl geçmiş olacak diyalogları harfi harfine hatırlıyor olamam değil mi 🙂

okuduğunuz içi teşekkür ederim.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir